Cycling As A Theme In My Recent Paintings | Cycling World UK Magazine

Merhaba,

Tüm bisiklet seven dostlarımın yeni yılını kutluyor, bol hareketli ve sağlıklı günler diliyorum. Bu yılın ilk yazısında İngiltere’ nin Grimsby kasabasında doğup büyüyen bir bisiklet sever sanatçının yaşamından tuvale yansıyan görüntüleri sunuyorum okuyucularıma…

Cycling As A Theme In My Recent Paintings | Cycling World UK Magazine.

Reklamlar

İtalya Bisiklet Turu 2014 başladı, hayırlı olsun…

Tur 2014 İrlanda’da 9 Mayıs günü başladı. İrlanda’ nın eşsiz güzellikleriyle birlikte tur heyecanını izlemek isteyen tüm bisiklet dostlarına duyurulur…Aşağıda güzel bir foto albüm linki veriyorum, iyi seyirler.

Hollanda’ da bisiklete binmek…

Bir “Çağdaş” Belediye Başkanı’ nın bisiklet hakkında öngörüsü…

Yukarıdaki video klip, bisikletli yaşam konusunda  bazı Avrupa şehirlerine göre henüz gidecek daha çok yolu olan, fakat sosyo-kültürel yaşamda sahip olduğu pek çok artı değere rağmen bu konuda geri kalmışlığını bir fırsat olarak değerlendiren Londra’ nın ileri görüşlü Belediye Başkanı’ nın  bisikletin geleceği için düşündüklerini anlatıyor. Ne yazık ki Türkçe alt yazı yok. Videoyu izlerken anlatılanların deşifresini (transcript) İngilizce olarak görmek mümkün. İngilizce bilmeyen okurlarım için ana hatlarını aşağıda özetlemeye çalıştım. Ne diyelim,  belki bir gün bizim de “Çağdaş” düşünce yapısında bir Belediye Başkanımız olur…

016: Toplu taşıma sistemimizi doğru planlarsak, Londra’yı daha yaşanası bir şehir yapabiliriz. Hatta ekonomik anlamda daha çekici bir şehir yaratabiliriz…

029: Sabah işe gidiş saatlerinde şehir trafiğindeki araçların %24’ü bisikletler. Hatta bazı güzergahlarda tüm araçların üçte ikisi bisikletler…

047: Belediye Başkanı’ nın öngörüsü, metroda kalabalığı azaltıp trafikteki motorlu araç sayısını düşürmek olarak özetlenebilir.

052: Bu, daha az hava kirliliği ve daha az trafik tıkanıklığı anlamına gelir.

059: Bisiklete yatırım yapmak,  yaşamı herkes için daha iyi yapmanın bir yoludur.

1.07: Bu konuda on yıllık bir dönemde toplam 1 milyar İngiliz Sterlingi harcamayı planlıyoruz.

1.23: Bu plana tüm ilçelerin ve tarafların vereceği destek sayesinde Londra halkını bisiklete binme konusunda ikna edebiliriz.

1.28: Bu sayede hergün şehir içinde ve dışında yapılacak 4.3 milyon seyahat, bisikletle yapılabilir ve bunların %80′ inde insanlar sadece ve en fazla 20 dakika bisiklete binecektir.

1.49: Bu proje sayesinde Londra’ nın merkezindeki bazı caddeler, daha önce hiç olmadığı gibi bisikletli ulaşıma açılacaktır.

2.27: Bazı ilçeler, “mini-Hollanda” programı uygulamak yoluyla bir finansman ödülüne aday olabileceklerdir. Böylece, Hollanda örneğinde olduğu gibi örnek bisiklet altyapısına kavuşacaklardır.

2.39: Bazı ilçelerde şehir planlaması tümüyle değiştirilirken, bazıları da tren istasyonlarında oluşturulacak bisiklet merkezleriyle Londra’ya bağlanacaklar.

3.06: Daha uzak mesafeden seyahat edecekler içinse “Bisiket Otoyolları” yapmayı planlıyoruz.

3.23: Bu otoyollar, şehre ulaştıklarında “sessiz yollar” ile bağlanacaklar ve bu amaçla yan yollar, kanal kenarındaki patikalar kullanılacak.

3.50: Bisiklet dünyasına yeni girecekler için, indirimli ya da ücretsiz eğitim-tanıtım programları uygulayıp, onları özendireceğiz…

4.10: Başkanın öngörülerinin en can alıcı noktası, bisiklet sürücülerinin, bu işi yaparken güvende olduklarına inandırılmasıdır.

5.03: Bisikletle seyahat, hem temiz hem de çevreci olduğu için çok önemlidir. Aynı zamanda sürücü sağlıklı kalır ve kendini sürekli iyi hisseder.

Daha çok bilgi için “Başkan’ın Bisiklet Vizyonu” dökümanını ekte sunuyorum:

gla-mayors-cycle-vision-2013

Otomobiller olmasaydı..!? bölüm 13

Bölüm 13

Avrupa ülkelerinde bisiklet kullanımı

Bir önceki yazımda sizlere Avrupa’ nın üç bisiklet dostu ülkesindeki uygulamalarla ilgili önemli ipuçları sunan bir araştırmanın yayınlandığı linkin adresini vermiş ve ilerleyen bölümlerde bundan bahsedeceğimi yazmıştım. İşte bu defa aslı İngilizce olan bu araştırmanın bazı bölümlerini tercüme ederek siz değerli okuyucularıma ve asıl okuması gereken yöneticilerin dikkatine sunuyorum.

Herşeyden önce söz konusu çalışmanın, ulusal kaynaklara ve her ülkenin irili ufaklı yerleşim merkezlerinde  yapılan titiz ve detaylı etüdlere dayandığını söylemekte fayda var. Amacı ise çok basit: Bu ülkelerde bisiklet kullanımının ve ulaşımın daha güvenli, daha yaygın ve uygun koşullarda yapılmasının nasıl başarıldığını ortaya koymak ve diğerlerine örnek olmak.

Trafiksiz şehir yaşamı

Trafiksiz şehir yaşamı

1-      Giriş:

Bu çalışmanın içeriği, bazı ülkelerin insanlarına saçma ve hatta imkansız gibi gelmiş. Örneğin ABD ve İngiltere gibi, seyahatlerinin sadece %1’ ini bisikletle yapan insanlara…

Hollanda, Danimarka ve Almanya’ da bisiklet kullanımı seviyesi, İngiltere ve ABD’ dekinin on katından fazla. Her üç ülkede de kadınlar, erkekler kadar bisiklet kullanıyor, kullanım oranı sadece yaş ilerledikçe azalıyor. Daha önemlisi, bu alışkanlık, her seviyedeki gelir grubuna bağlı insanlar arasında eşit olarak dağılıyor. Yani her keseye ve her amaca hizmet ediyor.

Tarih, kültür, arazi koşulları ve iklim önemli olmakla birlikte, bunların hiçbirisi bisiklet kullanımı tercihini doğrudan etkilemiyor. Oysa ki hükümet politikaları çok etkili. Yani  toplu taşıma, arazi kullanımı, şehir planlama, konut, çevre koruma, vergilendirme ve otopark yönetim politikaları gibi. ABD ve İngiltere’ de yönetimler, sosyal, ekonomik ve çevresel maliyetlerine bakmaksızın çoğu zaman özel otomobile yeşil ışık yakarken tam tersine bu üç ülkede son otuz yıldır özel otoya sarı hatta kırmızı ışık yakılıp bisiklet kullanımı özendirilmekte.

Hollanda, Danimarka ve Almanya’ da özel otolara yeni yollar ve otopark alanları açarak servis hizmeti sağlamak yerine  şehirleri otomobil odaklı olmaktan kurtarıp insan odaklı olmasını sağlayarak daha yaşanır kentler haline getirme çalışmaları yapılmakta.

Bisiklet kullanımını özendirmenin pek çok sağlam nedeni var. Ses ve hava kirliliği yaratmadığı gibi, yenilenebilir olmayan kaynak da kullanmıyor. Sadece kullanıcısının verdiği enerjiyle yol alıyor ve bunu yaparken de aynı zamanda çok değerli bir dolaşım sistemi egzersizi sunuyor.

Çocukların bisiklet kullanımları

Çocukların bisiklet kullanımları

2-      Bisiklet kullanım seviyelerinde ülkelerin konumları:

2004 yılında yapılan ve Ulaştırma bakanlarının katıldığı Avrupa Konferansı notlarına göre, kişi başına günde bisikletle kat edilen yol ortalamaları İspanya, Yunanistan ve Portekiz’ de 0,1 km, Hollanda’ da 2,5 km, Danimarka’ da 1,6 km, Almanya’ da 0,9 km, ABD’ de 0,1 ve İngiltere’de 0,2 km olarak tahmin edilmiş.

Kuzey Avrupa’ lı kullanıcılar, İngilizler de dahil olmak üzere ABD’ lilere kıyasla daha çok pratik ve günlük ihtiyaçlara yönelik bisiklet kullanımını tercih ediyorlar.  Örneğin İşe ya da okula bisikletle giden kullanıcı oranı ABD’ de %11 iken Almanya’ da %28, İngiltere’ de %30, Hollanda’da %32, Danimarka’ da %35. Alışverişe bisikletle gidenler ise ABD’ de % 5 iken, Almanya’da  %20, Hollanda’ da %22, Danimarka’ da %25.

Böylece, bu üç ülke, günlük seyahatlerde bisiklet kullanımını en çok özendiren ülkeler sıralamasında baştalar. Otomobil sahipliği konusunda İngiltere’ nin önünde olmasına rağmen Almanya’ da seyahatlerde otomobile oranla bisiklet kullanımı, İngiltere’ dekinin on katından fazla…Yani trafikte daha fazla araç olması bisiklet kullanımını baltalamıyor.

Son birkaç on yıl içinde bu üç ülkedeki kişi başına düşen otomobil sayısı önemli ölçüde artmakla birlikte hala ABD’ deki seviyenin çok altında kalmış. Bunun bir sebebi elbette, araç sahibi olmak ve kullanmak için konulan vergilerin pek çok Avrupa ülkesinde yüksek olmasıdır. Fakat bir diğer sebep de bu üç ülkede olduğu gibi alternatif seyahat olanaklarının halka sunulmasıdır. Yani, bisiklet, yürümek ve toplu taşıma araçları gibi…

Bisiklet kullanan kadınların erkeklere oranı da değişiklik arzediyor. ABD de kullanıcıların %76’ sı, İngiltere’de %72’ si erkek iken, Danimarka’da %45’i, Almanya’da %49’u, Hollanda’da ise %55’ i kadın…

Medeniyet

Medeniyet

3-      Bisiklet kullanımıda güvenliğin gelişimi:

Hollanda’ da bisiklet kullanmak, ABD’ dekine oranla beş kez, İngiltere’ dekine oranla da üç kez daha güvenli.  Yöneticiler bu konuda da derinlemesine çalışmalar yapmışlar, ölümcül-ölümcül olmayan kazaları izleyip raporlar hazırlamışlar ve nedenlerini araştırmışlar. Amaç hep aynı: Bisikleti daha güvenli kullanabilmenin yollarını bulmak ve insanları buna inandırmak.

Bu iş ciddiyet ister...

Bu iş ciddiyet ister…

4-      Bisiklet kullanım olanaklarını planlayıp yatırım yapmakta hükümetlerin rolü:

Hükümetlerin merkezi olarak bu konuya dahli 1980’ lerden başlayarak gelişim göstermiş. Öyle ki, Hollanda, Danimarka ve Almanya’ da “Ulusal Bisiklet Master Planı” var. Bu planlar, bisiklet güvenliğini arttırarak bisiklet kullanımı seviyesini yükseltmeyi hedefliyor. Bu hedef için ise, bisiklet yollarının, kavşakların ve karayollarındaki bisiklet şeritlerinin daha iyi tasarlanması, daha çok ve daha iyi bisiklet parklarının planlanması, toplu taşımacılık ile koordinasyon ve bisiklet güvenliği ile bisiklet kullanımının özendirilmesi konularında kampanyalar düzenlenmesi gibi konu başlıkları ele alınıyor.

Federal hükümetler, karayollarında yapılacak bisiklet yolları için maliyetleri üstleniyor ve hatta ülke sınırlarını biribirine bağlamak için önemli katkılarda bulunuyorlar. Örneğin Almanya’ da hükümet, 1980-2000 yılları arasında federal otoyollar boyunca bisiklet yollarını iki katına çıkarabilmek için 1.1 milyar Euro (yanlış okumadınız, bir virgül bir milyar Euro!) bütçe ayırmış ve şimdi de her yıl 100 milyon Euro’yu yeni bisiklet güzergahları, projeler ve tanıtımlar için harcıyor. Yetmiyormuş gibi her yıl motorlu araç yakıtlarından elde edilen vergi gelirinin içinden 2 milyar Euro, özel  şehir ulaşım kaynağı için ayrılıyor ki, bunun da %75’i bisiklet için yeni yatırımlar yapmak isteyen yerel yönetimlere kullandırılıyor.

Avrupa Birliği, ülkeler arasındaki bağlantılı bisiklet güzergahlarının geliştirilmesini ve eksik olan yolların tamamlanmasını kaynak ayırarak destekliyor.  Avrupa bisiklet Federasyonu (ECF) Avrupa genelinde bisiklet yolları için bir sistem oluşturdu ve Avrupa Birliği özellikle az gelişmiş bölgelere öncelik tanıyarak bu sistemi tamamlamaya çalışıyor.

Özel bisiklet vagonu

Özel bisiklet vagonu

5-      Bisiklet kullanımı nasıl güvenli ve uygun yapılır?

a-      Bisiklet yolları ve şeritleri:

Esas amaç, özel bisiklet şeritlerinin ve güzergahlarının geliştirilmesi ve güvenliğin bu şekilde arttırılmasıdır. Amsterdam, Copenhagen ve Münster gibi şehirlerde, kullanıcıların en kısa yoldan hedeflerine ulaşmaları için ara kestirme bisiklet yolları tasarlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Her geçen yıl, bunlara ilaveten mevcut yolların tasarım, yapım ve işletme standardları yükseltilerek bisiklet kullanıcılarına daha güvenli sürüş olanakları sunulmaktadır. Bazı şehirlerde internet üzerinde bisiklet güzergah planlaması olanağı bile vardır. Örneğin Berlin’ de kiraladığınız bisiklete binmeden önce bu olanağı kullanıp daha güvenli bir şekilde trafiğe takılmadan gideceğiniz yere ulaşmanız mümkün…

b-      Trafik Yavaşlatma:

Trafik yükü ağır olmayan meskun mahallelerde bisiklet yolu yapmanın gereği  ve ekonomisi yoktur. Kaldı ki bu yollar zaten bisiklet yolu şebekesinin vazgeçilmez birer parçasıdır. Bu nedenle Hollanda, Danimarka ve Almanya’da meskun bölgelerde bulunan böyle yollar, trafik akışı 30 km/h ile sınırlandırılarak ve transit geçişlere kapatılarak bisiklet yolu şebekesine eklenmiştir.

“Ev bölgesi” uygulamasıyla bu bölgelerde trafik hızı yaya hızına kadar indirilmiş ve yayaların, çocukların ve bisikletlilerin kullanımına sunulmuştur. Bu yollarda motorlu araçlar diğerlerine yol vermek zorundadır.

Trafik yavaşlatma ve şehir merkezinde trafiği yasaklama önlemleriyle otomobil kullanıcılarının şehri bir baştan diğerine kat etmeleri neredeyse imkansız hale getirilmiş, sürücüler çevre yollarını kullanmaya zorlanmışlar, böylece şehir merkezlerinde hava kirliliği ve ses gürültüsü gibi problemler de kendiliğinden çözülmüştür.

Bir başka başarı da, bazı Almanya ve Hollanda şehirlerinde uygulandığı gibi, “bisiklet caddesi” yartmak olmuştur. Bu uygulamada bisikletliler genişliği çok olmayan caddelerin tamamını kullanma hakkına sahip olup, motorlu araçlar bisikletlere yol vermek zorundadır. Münster kentinde bu şekilde 25’ e yakın cadde mevcuttur.

Trafik düzenlemesi

Trafik düzenlemesi

c-       Kavşak düzenlemesi:

Bisikletliler için özel yeşil ışıklar, kavşak yaklaşımında bisiklet için özel durma çizgileri, motorlu araçlar için dönüş yasakları, kavşaklarda görünürlüğü özellikle arttırılmış bisiklet şeritleri, bisikleti görünce devreye giren trafik ışıkları, bisiklet hızını dikkate alan “yeşil dalga” bisiklet trafik ışıkları gibi uygulamalar hayata geçirilmiştir.

d-      Bisiklet parkları:

Berlin şehrinde 2005 yılında var olan 24,000 adet park noktasına 2007 yılında 7,000 adet yeni park noktası ekleme çalışması yapılmış ve başarıyla tamamlanmış…

e-      Toplu taşımayla entegrasyon:

Berlin şehrindeki “call a bike” sistemi örnek verilebilir. Kullanıcı, şehrin hemen her yerinde tren ile bağlantılı bir noktada cep telefonunu kullanarak bisiklet kiralayıp işi bitince bir başka noktada bisikleti bırakarak yoluna trenle devam edebilir.

Almanya'da bisiklet taşıyan tren

Almanya’da bisiklet taşıyan tren

f-       Eğitim:

Almanya, Hollanda ve Danimarka’ da çocuklar, ders programlarının bir parçası olarak güvenli ve etkin bisiklet kullanımı dersleri alırlar. Çoğu durumda bu dersler dördüncü sınıfta tamamlanır ve okuldaki derslerde öğretilen teorik bilgiler daha sonra önce özel bisiklet eğitim alanlarında, sonra da gerçek trafikte eğitim verilerek pekiştirilir. Gerçek trafik polisleri tarafından yapılan testlerin tamamını geçenlere özel sertifika verilir ve bisikletlerine bunu belirten işaretler eklenir.

Çocuk  ya da yaşlı bisiklet sürücüleriyle bir kazaya karışan motorlu araç sürücüleri,  bisikletli hatalı dahi olsa kendisini savunmak üzere derhal mahkemeye sevkedilir.

Bisiklet parkları

Bisiklet parkları

g-      Kanunlar:

Bu üç ülkede de kanunlar, bisiklet sürücülerine, motorlu araç sürücüleri karşısında özel haklar tanımaktadır. Böylece de motorlu araç sürücüleri özel bir dikkat sarfederek bisikletlilere çarpmamaya çalışmaktadır. O kadar ki, geçiş hakkına sahip olan bir motorlu araç sürücüsü, bu hakkını kullanarak çocuk ya da yaşlı bisikletliye çarptıysa  suçlu sayılmaktadır.

İşte size medeni üç ülkedeki uygulamalar ve bunların sonucunda elde ettikleri kazanımları anlatan kısaltılmış bir bilgilendirme yazısı. Çeviri yaptıkça ülkemizin ne kadar da yolun başında olduğunu (hatta yola bile çıkmadığını) görüp moralim bozulsa da, yine yazıp yayınlamaktan geri durmadım.   Belki bir gün faydası olur da koca göl maya tutar,  çoluk-çocuk, genç-yaşlı yeşil doğada bol bol  bisiklete binerler…

Otomobiller Olmasaydı…!? bölüm 12

Bölüm 12

Türkiye’ de bisiklet kullanımı

Gerçekten çok zor ve bir o kadar da tehlikeli bir iş. Sanıyorum bu spor dalının ülkemizde yıllar boyu gelişememesinin bir nedeni de bu. Şimdi bazı okuyucularım diyebilirler ki: “Yumurta mı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu yumurtadan?”. Doğrudur, yani belki de bisiklete binen sayısı artsa ardından önlemler, yatırımlar da sökün eder. Ama hangisi doğru acaba? Medeni ülkelerde bu iş nasıl başarılmış, kim önce kimden çıkmış ? ona bir bakmak lazım…

19461814-illustration-of-bicycle-riding-on-the-bicycle-vector-illustration“Medeni ülkeler” demişken, neden güzel ülkemizde yaşayan halkımızı yeteri kadar ya da beklendiği kadar medeni bulmadığımı hemen izah edeyim, yanlış anlamalar biraz azalsın. “Medeniyet” kelimesinin anlamı ve açılımı konusunda ayrıntılı bilgi vermiştim 10 uncu bölümde. Oradan hareketle sokakları dolduran insanlar hakkında değerlendirmeler yapmak daha kolay. Bunun için bir saptama yaparak işe başlamakta fayda var: Bisiklete ne amaçla biniyor olursanız olun, bu eyleminizin bir bölümünde illa ki diğer insanlarla yolunuz kesişiyor.

12496518-cute-kid-riding-his-bicycleAslında güzel olan bu özellik, yani “sosyalleşme” dediğimiz olgu, birden bir tehdit haline geliveriyor. Şimdi bir diğer saptama daha yapalım: Bisiklete binme eylemi, gerek binen gerekse karşılaştığı diğer insanlar için çeşitli riskler içerir. Bunlara ciddi yaralanmalar, kırık ve çıkıklar, trafik kazaları hatta ölüm de dahildir. Yani özetle otomobil, motorsiklet vb motorlu araçları kullanmaktan pek de bir farkı yoktur aslında. O zaman bu eylemle ilgili olarak yasal birtakım düzenlemeler olmalı diye düşünebiliriz. Fakat ülkemizde geçerli olan “trafik” konulu yasalara göz attığımızda gülmekten kendimizi alamayız. 2918 sayılı “Karayolları Trafik Kanunu”  nun bazı maddelerine bir göz atalım:

Madde 1 – Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir.

Madde 3 – Bisiklet yolu : Karayolunun, sadece bisikletlilerin kullanmalarına ayrılan kısmıdır.

Madde 3 – Bisiklet : En çok üç tekerleği olan ve üzerinde bulunan insanın adale gücü ile pedal veya el ile tekerleği döndürülmek suretiyle hareket eden ve yolcu taşımalarında kullanılmayan motorsuz taşıtlardır. Bunu takip eden maddeler ise;

Trafik denetleme yetkisi olan kuruluşlarla ilgili maddeler, Karayolları ve çevresindeki yapılarla ilgili maddeler, Motorlu araç ve tescil işlemleriyle ilgili maddeler, Sürücü belgesi ile ilgili maddeler ve Cezalarla ilgili maddelerdir.

Altıncı kısım: Trafik kurallarıyla ilgili maddeler

Madde 66 – Bisiklet, motorlu bisiklet ve motosiklet sürücülerine aşağıdaki kurallar uygulanır.

a) Ayrı bisiklet yolu varsa, bisiklet ve motorlu bisikletlerin taşıt yolunda,

Bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerin yayaların kullanmasına ayrılmış yerlerde,

Bunlardan ikiden fazlasının taşıt yolunun bir şeridinde yanyana,

Sürülmesi yasaktır.

b) Bisiklet sürenlerin en az bir elleri, motorlu bisiklet sürenlerin manevra için işaret verme hali dışında iki elleri ve motosiklet sürenlerin devamlı iki eller ile taşıtlarını sürmeleri ve yönetmelikte belirtilen güvenlik şartlarına uymaları zorunludur.

c) Bisiklet, motorlu bisiklet ve sepetsiz motosiklet sürücülerinin, sürücü arkasında yeterli bir oturma yeri olmadıkça başka kişileri bindirmeleri ve yönetmelikte belirtilen sınırdan fazla yük taşımaları yasaktır.

Sürücü arkasında ayrı oturma yeri olan bisiklet, motorlu bisiklet ve sepetsiz motosikletlerle bir kişiden fazlası taşınamaz.

Hepsi bu kadar. Yanlış okumadınız. Trafik yasamızda bisikletle  ilgili yazılan maddelerin hepsi bu.  Sizce yeterli mi? Bence bu, yeterli olup olmaması bir yana, bir ülkeyi yönetenlerin bisiklet kullanan ya da kullanmak isteyen insanları hiçe saydığının açık bir göstergesidir.

11743771-man-with-bicycle-riding-country-roadŞimdi gelin medeni ülkelerde yönetimler bu işi nasıl ele alıyorlar bir göz atalım:

İlk örnek İngiltere’ den. Aşağıda İngiltere’ de bisiklet kullanım kurallarını özetleyen bir link var. Burada tüm maddeleri yazamıyacağım için (bizdeki kadar anlamsız ve kısa olmadığından!…) bu linkteki siteyi ziyaret etmenizi öneriyorum.

https://www.gov.uk/rules-for-cyclists-59-to-82/overview-59-to-71

İkinci örnek dünyanın dibi sayılan Avustralya’ dan. Detaylara bakar mısınız lütfen…

http://www.transport.wa.gov.au/activetransport/24949.asp

üçüncü örnek Almanya’ dan.

http://bicyclegermany.com/german_bicycle_laws.html

Bu örnekleri çoğaltmak kolay, ama dikkate alıp uygulamaya çalışmak ülkemiz yöneticileri için, bu türden kurallara uymak ise medeniyet sıralamasında sonlarda yer alan halkımız için  herhalde çok zor olsa gerek…Şimdi de size bir dosya sunuyorum. Epeyce uzun olan bu dosyada (ne yazık ki İngilizce ve hepsini tercüme etme şansım olmadı) Hollanda, Danimarka ve Almanya’ da bisiklet kullanımını özendirmek için neler yapıldığı detaylı bir şekilde anlatılıyor. Aslında tam da kamunun ilgili birim  yöneticilerinin okuması gereken türden bir yazı. Buradan yaptığım bazı tercüme alıntıları yazılarımın ilerleyen bölümlerinde okuyabilirsiniz.  Bu dosyaya ulaşabileceğiniz link ise şöyle:

http://www.fietsberaad.nl/library/repository/bestanden/PucherBuehler%20Making%20Cycling%20Irresistible%20WP%2005%20November.pdf

15990716-go-greenBiraz ütopik görünse de, ülkemizde ulaşmak istediğimiz koşulların bu dosyada tarif edildiği gibi, yani Danimarka, Hollanda ve Almanya’ dakiler  gibi olduğunu varsayalım ve gelin şimdi ülkemizde günümüzde hangi manzaralarla karşılaştığımıza bir bakalım (çünkü ancak böyle yaparsak neden yeteri kadar medeni olamadığımızı biraz anlayabiliriz):

–          Öncelikle ülkemizde ilkokul seviyesinde “bisiklet” konulu trafik eğitimi hiç yok. Araç ve yayalarla ilgili eğitim kısmen var ve ezber sistemi ile öğretildiği için ilerleyen yıllarda, değişen koşullarla birlikte insanlarımızın aklında hemen hemen hiçbir şey kalmıyor. Bırakalım bisikleti bir kenara, çoğu ehliyet sahibi sürücü pek çok trafik levhasının ne anlama geldiğini bile bilmiyor…Kontrolsüz bir kavşakta ilk geçiş hakkı kimindir? Bilen çok az…Elin adamının “roundabout” dediği ve aslında pek de basit ve fakat bir o kadar da medeni olan “dönel kavşak” uygulaması bazı yerlerde ülkemizde de kullanılıyor ama trafik ışıklarının yardımıyla…(çünkü trafik ışığı yoksa yandı gülüm keten helva !).

–          Ülkemizde “yurttaşlık bilgisi” adı altında bir ders okutulurdu bizim zamanımızda. Şimdilerde var mıdır ve ne içeriktedir bilmiyorum, fakat gözlemlerim bana şunu söylüyor; İnsanlarımızın “insan hakları” , “vatandaşlık hakları”, “sağduyulu yurttaş olma” gibi konularda çok eksikleri olduğu aşikar. Hemen her konuda insanlar egolarına yenik düşüp herkesten önce bir şeylere sahip olma çabası içindeler (hoş bazı yönetici büyüklerimiz de bu yönde örnek oluyor insanlarımıza ne yazık ki…). Bir diğerinin hakkını yeme, neredeyse bir meziyet gibi görülmekte. Dolayısıyla bunun yola yansımaları da olumsuz oluyor. Zaten eksik ve yarım yamalak olan bisiklet yolunda yürüyen yayalar, bunların üzerine araçlarını parkeden sürücüler, trafikte şeritleri bisikletlilerle paylaşmak istemeyen maganda sürücüler, araçlarını bisikletlilerin üzerine süren caniler bu olumsuzluklara birkaç örnek.

–          Var olan yetki karmaşası, yerel yönetimlerin rasyonel yatırım yapmalarının önünde büyük engel. Zaten olmayan bilgi ve tecrübe sonucu, bir de bu karmaşa ile “ben yaptım oldu” edebiyatı  çalışıyor ve ortaya işe yaramayan yatırımlar çıkıyor. Örnek mi? İBB’ nin övünerek her yerde anlattığı bisiklet yolları. Haklarını teslim edelim. Onbeş yıl öncesine kıyasla çok önemli bir yatırımı gerçekleştirdiler, ama yetmez. Yetmiyor, çünkü bilinçsizce yaptılar, dolayısıyla hizmet etmiyor, ayrıca işletme konusunda bazı günler basınçlı suyla yıkamak dışında da hiçbir şey yapmıyorlar. Bisikletliler Derneği’ nin bile “standartlara uygundur” dediği mavi renge boyanan Dalyan-Caddebostan arasındaki  bisiklet yolunda bir arkadaşımız iki ay önce düşüp femur kemiğini kırdı. Nedeni, çimleri sulayan otomatik sulama başlıklarının iyi ayarlanmaması sonucu ıslanan ve kaygan hale gelen yeni boyanmış bisiklet yolu…Bir sene önce Kartal Kumcular mevkiinde bilinçsizce yıkanan bisiklet yolunda kayıp düşerek sağ el başparmağımı kırdım. Nedeni, zemindeki yağ, toz  ve kirin basınçlı su marifetiyle  bisiklet yoluna transfer edilmesi… Daha nice vaka var yazabileceğim ama bu kadarı bile derdimizi anlatmak için yeterli. Şikayetlere  İBB’ nin ilgili birimlerinin verdiği yanıtlar ise trajikomik. Gün itibariyle İBB arazözleri bisiklet yollarını (temiz olsa da farketmiyor) tüm ikazlarımıza rağmen basınçlı suyla yıkamaya devam ediyorlar. Bir araözde görevli dört kişi çalışıyor ve benim sayabildiğim beş ekip sadece Bostancı-Pendik arasında (boşa) görevlendirilmiş. Tam bir savurganlık örneği…

–          Burada bir önemli konunun daha altını çizmeliyim. Yukarıda karayollarımızda bisiklet kullanımıyla ilgili kuralları hatırlatmıştım. Yerel yönetimimizin (İBB) bisiklet kullanıcılarına hizmet etmek adına olmaktan çok, trafik kanunu karşısında kendisini kurtarmak için sözüm ona “bisiklet yolu” inşa ettiğini ve ettiğiyle de kaldığını, bu nedenle de artık dönüp bakmadığını (sulama dışında) düşünüyorum.  Sırf bir kaza olduğunda “Ben bisiklet yolu yaptım, karayolunda bisiklet kullanan hatalıdır” diyebilmek için. Bu da ne yazık ki acı bir gerçek…

13692552-caution-cyclists–          Bağdat caddesine bisiklet yolu yapılıyor diye sevindik, başladıktan bir gün sonra söktüler. Nedeni, araç sürücülerinin “yol daralıyor” diye şikayet etmeleri…Bu caddede bir kaza olursa bakalım belediyemiz ne bahane bulacak?…

–          İnsanlarımızın çoğu, bırakalım trafik bilgisini, insan haklarını, yurttaşlık hakları konusunu bir yana, düz yolda kaldırımda yürümesini bile bilmiyorlar. Yanyana yürüyerek tüm kaldırımı kapatanlar, “ben hep soldan yürürüm” diyerek üstünüze üstünüze gelenler, elinde çekirdek, kabuklarını yere tükürüp sağa sola bakarak son derece rahat ve fütursuz bir şekilde kaldırımın tam ortasından yürüyenler, trafik ışıklarını hiçe sayıp karşıdan karşıya istediği yerden geçenler vb gibi sayısız çirkin ve saygıdan yoksun davranışa her yerde ve her zaman sıkça rastlamak olası.

–          “Demokrasi” ülkemizde ne yazık ki yanlış algılanıyor. Pek çok örnekte “istediğini yapmak”, “istediği yerden sürmek”, “her yerde durmak, park etmek”,  “sinemada çekirdek yemek”, “açık hava tiyatrosunda puro içmek”, “bisiklet yolu üzerinde mangal yakmak”, “güzelim parkların içinde ailece piknik yapmak, ateş yakmak, hatta çiş yapmak”, “istediği zaman istediği şeritten araba sürmek”, “bol bol korna çalmak, laf atmak” ve benzeri davranışlar demokrasinin gereği gibi düşünülüyor. Halbuki bu türden davranışlar çok nadir rastlanmakla birlikte medeni ülkelerde kanunda mutlaka bir karşılık buluyor.

–          Bilinçsiz ve umursamaz davranışlar, bir başka tabirle “cehalet” her yerde ve her kesimde var. Yıllardır bisiklet sporu yapan, hem de tüm görüntüsüyle sporcu olduğu, bu işe önem atfettiği her halinden anlaşılan ve fakat kask takmayı  zul gören arkadaşlarımız var. Bisiklet yolundan değil de yaya yolundan sürmeyi alışkanlık haline getirmiş vatandaşlarımız var. Her zaman geçiş üstünlüğünün kendilerinde olduğunu zanneden bisiklet sürücülerimiz var. Sağdan değil de soldan sürmeyi sevenler var. Bisikletliyi sollayarak hemen sağa kırıp sokağa giren araç sürücülerimiz var. Olmadık yerde aracını park edip bir de arkasına bakmadan kapısını sonuna kadar açan, sonra da “ ne dikkatsiz bisiklet kullanıyorsun, bak kapıma çarptın” diyerek arkadan gelip bu aracın yanından geçmek isterken kapıya çarpan kazazede, orası burası kanayan  bisikletliyi azarlayanlarımız var.

–          Bisiklet kullanırken cep telefonuyla konuşanlar var (neden olmasın ki? bir sürü insan trafikte araç kullanırken de zaten cep telefonuyla konuşmuyor mu? ). Hatta daha da ileri gidip iki elini de gidondan ayırarak cep telefonuna mesaj yazan çok maharetli(!) insanlarımız var.

–          Olması gerektiği gibi kıyafet ile bisiklet kullananlara uzaydan gelmiş yaratık muamelesi yapanlar, sözlü sataşanlar var.

14884261-boy-on-a-bicycle-vector–          Yurdumuzda çevre dostu hareketlere son zamanlarda prim verilmesi için çalışmalar başlatıldı (haydi hayırlısı…). Bunlardan birisi de pet şişe yerine cam şişede satılan ürünlerin tercih edilmesi. Buraya kadar her şey güzel. Ama vatandaşlar içme eylemini tamamladıktan sonra o cam şişeleri geri dönüşüm kutularına atacaklarına yerlere atıp kırınca bütün büyü bozuluyor. Bisiklet yolları üzerindeki sayısız yabancı maddeye cam kırıkları eklenince güzelim lastikler yarılıyor ve patlıyor. Bir iç lastik 3-5 Euro, bir dış lastik ise 20-50 Euro bedel ödeyerek satın alınıyor. Ne yazık ki ülkemizde bunlar üretilemiyor, hepsi de ithal ve boşu boşuna döviz ödüyoruz her lastik patlamasında. Belediye işçileri ise umarsız, otomatik yol temizleme   makinesi operatörleri “fırçalarımızı parçalıyor” diyerek cam kırıntılarını es geçiyor, ya da daha kolayı parkedip uyuyor… Ne güzel bir tezgah değil mi?…

–          ülkemizin iftihar vesilelerinden birisi olan “Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu” sırasında trafiğe kapatılmak zorunda olan yollar nedeniyle şikayet edenlerin sayısı hiç de az değil. Tabii bu sözüm özellikle İstanbul halkına. Ama aynı halk, bir futbol maçı öncesi ya da sonrası trafik tıkansa ya da yol değiştirilse neredeyse alkış tutacak. Futbol maçlarına oluk oluk koşarak giden insanlarımız, bisiklet yarışına (senede bir defa !) destek olmak şöyle dursun, köstek oluyorlar.

–          2013 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’ nu Konya Torku Şeker spor takımı bisikletçisi Mustafa Sayar kazandı. İlk tepkim şöyle oldu: “Şayet doğal olarak Mustafa bu yarışı kazandıysa, ayaklarını öpmek gerek !”.  Bu spora saygım bu kadar büyük. Ancak bugün duyuyoruz ki, Mustafa doping yapmış. Şimdi oturup düşünmemiz lazım. Bu ülkede doğru yapılan bir iş kaldı mı acaba?..

–          Yukarıda örnekler vermeye çalıştığım onlarca hatta yüzlerce hata her gün yapılırken, ne yazık ki bunları görecek, hukuk çerçevesinde bunlar için ceza uygulayacak ne bir sistemimiz var, ne de bu sistemin parçaları olan görevlilerimiz. Dolayısıyla kendini bilen ve doğru davranan kullanıcılar ile sürekli bir şeyleri ihlal edenler arasında ağız dalaşları, laf atmalar, küfürleşmeler ve hatta kavgalar kaçınılmaz oluyor.

–          Bisiklet sporunun önemini çok önceden kavramış ve bu konuda büyük yatırımlar yapmış, yapmaya da devam eden medeni ülkelerde veledrom, yani bisiklet sporu yapmak isteyenler için yılın her günü antrenman yapma imkanı tanıyan kapalı bisiklet pisti olmazsa olmaz yatırımlardan birisidir. Örneğin İngiltere’ de 20 tane veledrom vardır. Peki ülkemizde durum nedir?  Kocaman bir sıfır. Hatta eksi… Neden mi? Çünkü bir zamanlar, yani 1950 yılında, Konya’ da 5000 kişilik izleme kapasitesine sahip bir veledrom yapılıp açılmış. Şimdi ise yerinde yeller esiyor. 1950 yılında işin önemini kavrayan ülkemizin değerli yöneticileri ve halkımız, aradan geçen altmış küsür yılda ne yazık ki yeni yönetimlere ve kitlelere örnek olamamışlar ve yapılanın da yıkılması kaçınılmaz olmuş.

12166253-bicycle-travel-web-button-vectorBu paragraf uzayıp gidebilir ama ben sizi daha fazla sıkmak istemiyorum. Gördüğünüz gibi, bizim o üç ülkede var olan koşulları güzel ülkemizde de sağlamamız ne bugün, ne  de kısa vadede olası. Dahası, bunu başarmak için bir mucize olması lazım. Ya da…

Ya da kendi başımızın çaresine bakacağız, olabildiğince insanlardan uzakta, belaya bulaşmadan, yaptığımız her hareketten emin olarak ve kendi emniyet tedbirlerimizi alarak, mümkünse kafa dengi diğer bisiklet kullanıcılarıyla bir arada olarak bu sporu yapmaya devam edeceğiz.  Yani savunarak savaşmaya ve bisikleti insanlarımızın kafasına zorla kazımaya, böylelikte günün birinde hayatımızda yer etmesini sağlamaya çalışacağız. İşte “Türkiye’de bisiklet kullanmak” ve günün sonunda sağ kalmak için yapılması gereken sadece budur…

10713569-blue-bike-location-icon

Otomobiller Olmasaydı…!? bölüm 11

Bölüm 11

Bisiklet sporu nasıl yapılmalı?

Merhabalar,

Bir süre yaz gezileri ve tatil nedeniyle dükkanı kapatmak zorunda kaldım, bu nedenle bu bölüm biraz gecikti. Ama sizlerle paylaşacağım yeni konular buldum, o nedenle mutluyum…Şimdi bugünkü konumuza dönelim;

Öncelikle “bisiklete binmek” eylemini, “bisiklet sporu yapmak” tan farklı görerek işe başlamak gerek. Zira “spor yapmak” demek, kalp ritminizi yaşınıza göre belirlenen bir değerin  üzerine çıkararak bunu belli bir süre devam ettirmek anlamına gelir. Buradan da anlaşılacağı üzere, sahil yolunda ıslık çalarak ve denizi, tekneleri, ya da yürüyüş yapan insanları seyrederek  pedal çevirmek spor yapmak sayılmıyor, sadece yapanı eğlendiren bir hobi olarak görülüyor.

Bu tanımdan sonra, bu sporu ne sıklıkta ve nerede, nasıl yapmayı düşündüğünüzle yola devam etmek gerekiyor, çünkü ancak bu soruların cevaplarını bulduktan sonra bisiklet seçimini yapmak doğru bir yaklaşım olur. Amacımız “spor yapmak” olduğuna göre seçim alanımızı daraltalım ve iki tür bisiklete indirgeyelim:  Yol yarış bisikleti veya dağ bisikleti.

Adından da anlaşılacağı üzere, yol yarış bisikleti, kaplaması düzgün olan (çoğunlukla asfalt) yollarda, düz veya engebeli güzergahlarda kullanılır. Ağırlıkları 6 ile 10 kg arasında değişen modern yol yarış bisikletleri 700 mm çapındaki ince teker (21-28 mm) setleri üzerinde yol alır, böylece yol sathı ile sürtünme kuvvetleri en aza indirilir. Ancak bu durum, kaygan zeminlerde aynı zamanda bir risk faktörü oluşturur. Yani, rutubetli, yağışlı havalarda bu tip bisikletle spor yapmak için profesyonel bir tecrübeye sahip olmak gerekiyor.

6787

Dağ bisikletleri ise, hem düz, hem de engebeli fakat bozuk satıhlı yollarda daha çok spor amaçlı kullanılır. Ağırlıkları 10-15 kg aralığında olan bu bisikletler ise 26, 28 hatta 29 inç çapındaki kalın tekerlek (1,5-2,5 inç) setleri üzerinde ve genellikle dişli profilli lastikler ile yol alır. Bunun nedeni, bozuk satıhta yola tutunmayı kolaylaştırmaktır. Bu tip bisikleti diğerinden farklılaştıran  bir başka özellik ise, ön, arka veya her iki tekerlekte  de süspansiyon sistemine sahip kadroları olmasıdır.  Fren sistemleri de V-fren veya disk fren olmak üzere iki temel prensibe göre tasarlanmıştır.

11664

Yol bisikletleri daha konforlu ve fakat daha çok hız yapılabilen, değişik performans profillerinin uygulanabildiği (zamana karşı, yokuş, sprint, dayanıklılık, iniş vb) görece daha pahalı bisikletlerdir. Dağ bisikletleri ise dayanıklılık, iniş, tırmanma, off-road gibi renkli seçenekleri deneyebileceğiniz ve bunu bol oksijenli ortamlarda (orman içi) yapabileceğiniz bir sınıfı temsil eder. Diğerine göre bir avantajı, ıslak ortamlarda da güvenle kullanılabilmesidir.

Şimdi gelelim bisiklet sporunu hangi sıklıkta yapacağımıza. Aslında sporun sıklığı diye bir tanım olmamalı, çünkü haftada bir yapılan bir spor aktivitesi bile, hiç yapmamaya oranla sayısız fayda sağlar. Ancak her işte olduğu gibi, bu konuda da belli bir çıta tarifi yapmanızı tavsiye ediyorum. Bu çıtayı sadece ve sadece kendinize göre koymanız en uygun olan yaklaşım. Ne vücudunuzu gereğinden fazla yıpratacak kadar yüksek, ne de sağlığınıza olumlu katkı sağlamayacak kadar düşük. Bunu ancak, vücudunuzu en iyi tanıyan olarak siz belirleyebilirsiniz. Ne bir başkası, hatta ne de doktorunuz… Benim tavsiyem, başlangıç için birer gün arayla haftada üç gün ve mümkünse sabah saatleri (çalışanlar için zor olsa da mesai öncesi yapılan her tür spor gün boyu çok pozitif getiri sağar) bu sporu yapmaya gönüllü olmanız.

Evet, spor saatlerimizi belirledik, amacımıza uygun bisikleti de seçtik, yani yolun yarısını geride bıraktık. Şimdi gelelim bu işi nasıl yapacağımıza; Kimileri diyebilir ki “atlarım bisikletime, basarım pedalıma, bir saat, iki saat, döner bir duş alırım oldu bitti…”. Hayır !. Böyle yapmayı düşünüyorsanız şimdiden vazgeçin, ya da sadece hobi olarak yapmaya devam edin.  Ama vücudunuza ve sağlığınıza katkıda bulunmak, yaşam kalitenizi ve sürenizi attırmak istiyorsanız size söyleyeceklerim daha bitmedi.   İşte bazıları:

1-      Bisikletinizi seçerken vücut boyutlarınıza uygun olduğundan emin olun. Şayet bisikleti doğru adresten satın alıyorsanız, satıcı zaten size bu konuda yardım edecek ve bisikletinizin boyut ayarlarını doğru yaparak size teslim edecektir. Bu çok önemli, zira bundan sonraki tüm bisiklet yaşantınızda vücudunuzun alacağı (ya da almayacağı !) şekil bu ayara bağlı. Yanlış uygulamalar sonucunda ciddi sakatlanmalar rapor edilmiştir. Bunlara diz ve eklem rahatsızlıkları, omurga şekil bozuklukları, el bileği, kol, omuz eklemleri, ayak bileği, kalça ve bacak kemikleri ile bağlantılı ciddi ve kronik hastalıklar ve şekil bozuklukları  vb).

2-      Kıyafet seçimi. Bu konu da sağlığınız açısından çok önemli. Herhangi bir şort-tişört kombinasyonu ve özensiz seçilmiş bir spor ayakkabısı ile bu işe başlamayın. Pedal türü ayakkabı hakkında seçim yapmanıza yol gösterecektir. Örneğin kilitli pedal kullanacaksanız buna uygun ayakkabı almanız şart. Düz pedal için seçenek fazla olsa da, kesinlikle hava akımı sağlayan, tabanı yarı sert, üst kısmı görece daha yumuşak, ayağınızı tatlı kavrayan bir ayakkabı tavsiye edilir. Beden giysiniz de kesinlikle hava aldıran türden olmalı, teri içeride hapseden giysilerden uzak durulmalıdır. Ellerinizde mutlaka hava aldıran türden eldiven ve bütün bunların hepsinden en önemlisi, başınızda standartlara uygun bir KASK olmalıdır.

3-      Aksesuarlar. Bu da nereden çıktı demeyin, çünkü; Spor yaparken vücut su kaybeder. Bunu yerine koymadan spora devam etmeyin. Hatta spor başladıktan kısa bir süre sonra, susuzluk hissetmeden önce su içmeye başlamanız gerek. Bu nedenle uygun bir suluk bisikletin vazgeçilmez bir parçasıdır. İkinci olarak lastik değişim/tamir seti ve hava pompası. Unutmayın ki yolda bir bisiklet tamircisi bulma şansınız çok düşük. Lastiğiniz bir nedenle patlar ya da havası inerse, yolda bunun çaresini hemen bulmanız gerek. Bu nedenle bir yedek iç lastik, patlak tamir seti, lastik sökme levyeleri, allen anahtar seti ve bisiklet pompasından oluşan aksesuar setini, bir sele altı çantasının ya da bir kadro çantasının içinde bisikletinizle birlikte taşıdığınızdan emin olmadan yola çıkmayın. Aksi halde bisiklet elinizde eve dönmek zorunda kalırsınız.

4-      Kış aylarında sabah erken veya akşam gün batımı ve sonrasında spor yapmak isteyenler için ön far ve arka reflektör/ışık takımı ile reflektör yelek bisikletin olmazsa olmaz aksesuarlarıdır. Ülkemizde henüz bisiklet kullanımı ile ilgili yasal düzenlemeler bulunmadığı için bunlar olmazsa kimse size bir şey demez ama bir kaza halinde yetkili(!) şahıslar işgüzarlıklarından değil de kendilerini kurtarmak için “bunlar neden yoktu” diye sorup sizi doğrudan kusurlu sayabilir. İyisi mi siz kendi iyiliğiniz için bunları yanınızda bulundurun.

5-      Yanınızda mutlaka bir miktar nakit para ve birkaç adet ıslak mendil bulundurun. Çok faydasını göreceksiniz.

6-      Bisiklet sporu mutlaka açık havada, tercihan da oksijeni  bol ortamda yapılmalıdır.

Artık yola çıkmaya hazırız. Peki hangi yoldan nasıl gideceğiz? İşte en güzel ve en önemli soru. Malum ülkemizde bisiklet yolu kültürü henüz yok. Var diyenlere inanmayın, hatta gördüklerinize de inanmayın.  Görüntüde var olan bisiklet yolları, yerel yönetimlerin zevahiri kurtarmak için yaptıkları ve kesinlikle uluslararası standartlara uymayan yollar ve pek çoğu şehir imar planlarında kayıtlı değil, yani tescilli de değil. Buna karşılık bisiklet ile ilgili tek yasal düzenleme 2918 numaralı “Karayolları Trafik Kanunu” nun 66. maddesidir ve son derece yetersiz bir tarif içermektedir.   Buna rağmen bilmemiz gereken şudur ki, biz bisikletliler, yukarıda tariflenen ekipmanlarla karayollarının (otoyollar hariç) sağ şeridinde ve tek sıra halinde bisiklet sürme hakkına sahibiz.

Ülkemizde yol yarış bisikleti kullanmak, az ya da çok, bir karayolunun sağ şeridini kullanmak anlamına geliyor. Bu nedenle “ben karayolunda bisiklet kullanamam” diyenler bence MTB, yani dağ bisikletine yönelsinler. Bisiklet kullanım kuralları için faydalı bir linki okumanız için öneriyorum:

http://www.mtbtr.com/gezi_yayin/yayin.asp?kayitno=913

Bisiklet sporunu nerede yaparsanız yapın, toplam süreyi üçe bölmenizi öneriyorum. İlk bölümün öncesinde de birkaç temel germe “streching” hareketi yapmanızda fayda var. İlk bölüm ısınma bölümü, yani kalp ritmimizin durağan koşullardan (60-80 bpm) spor koşullara geçip alışması dönemidir. Bu bölümde aşırı zorlamalardan kaçınılması gerekir.  Yaklaşık onbeş dakika olarak tanımlayabileceğimiz bu bölümün ardından değişik kalp hızlarında farklı hareketleri deneyebiliriz. Dikkat etmemiz gerek tek şey, yüksek ritimi takip eden kısa da olsa bir düşük ritim periyodunu bir alışkanlık haline getirmemizdir. Yani Yarış bisikletiyle düz yolda on dakika süreyle 30-35 km/saat hızla yol aldıktan sonra iki dakika kadar 25 km/saat hızla sakinleşip sonra tekrar hızlanabiliriz. Bu değerler, bu spora yeni başlayanlar için daha düşük olacaktır, unutmayalım. MTB kullanıyorsak da, örneğin on dakikalık bir tırmanışın ardından düz yolda iki dakika sakin pedallamak veya iniş yapmak, sonrasında tekrar tırmanmak ve bu şekilde kısa dinlenmeler yaratarak  devam etmek sağlıklı gelişme için çok önemli. Performans bölümü diyebileceğimiz bu ikinci dönem 1-2 saat kadar sürebilir. Yeni başlayanlar için bir saat, tecrübeliler için iki saat yeterlidir. Son olarak yine bir onbeş dakikalık “soğuma” dönemi yaratmalıyız ki, vücudumuz tekrar başlamadan önceki koşullara geri dönebilsin. Lütfen bu üç dönem boyunca yeteri kadar sıvı (tercihan su) tüketmeyi unutmayalım.

Her spordan sonra olduğu gibi, bisiklet sporundan sonra da ılık bir duş almak, kalp ritmini düzenleyecek ve dinlenmemizi kolaylaştıracaktır. Duştan sonra da sıvı alımı devam etmelidir. Bu sırada mineral dengesini de korumak için maden suyu içilmesi uygun olabilir.

Bisiklet sporuna yeni başlayanlar için yukarıda özetle tarif etmeye çalıştığım programın ilk bir sene için uygulanması, kişide gözle farkedilir ve hissedilebilir bir değişime neden olmaya yetecektir. Devamında ise talebe göre farklı ve daha özenli, dikkatli, daha profesyonel programlar uygulanabilir. Burada bir konunun daha altını çizmekte fayda görürüm:

İnsan vücudu gerçekten inanılmaz bir makine ve öğrenme, hatırlama yeteneğine sahip. Siz ona ne verirseniz alıp işliyor, hafızasına kaydediyor ve daha sonra da hatırlıyor. Dolayısıyla spora başlayanların hemen hepsinin ortak olarak ifade ettikleri şey, bir süre sonra bir nedenle (seyahat, hastalık vb) spora ara verildiğinde  vücudun bundan rahatsız olduğunu tepkisel bir şekilde dile getirmesi (bacak kaslarında seyrime, ağrıma, kalp ritminde değişiklik, mutsuz hissetme, kiloda değişiklik  vb) olmaktadır.

Son bir not: Bisikletinize ne kadar iyi bakarsanız, o da size en az problem yaratarak katkıda bulunacaktır. Bu nedenle her tur dönüşünde frenleri, fren ve vites tellerinin gerginliğini, sele ayarını, lastik basınçlarını kontrol edip bisikleti temiz tutmaya (varsa çamurdan arındırmaya) özen gösterelim.  Unutmayalım ki dünya üzerinde bisiklet kadar ucuz ve çevreci bir seyahat ve aynı zamanda spor aracı daha yoktur…